Pandemiyi Anlamak – Paradigma Değişimi

24 Şubat’ta, doğum günümden bir gün önce, salgın Çin’de büyüyüp, İran ve daha sonra İtalya’ya doğru ilerlerken, ailemin yaşadığı şehir olan Ljubljana’dan ayrılmadan dairemizin giriş kapısının yanındaki duvara bir not bırakmıştım. Bu aceleyle karalanmış not yaşanacak şeylerin habercisi gibiydi: 

‘’İçeri girerken bir şeye dokunmadan önce ellerinizi yıkayın.”

Kızımı en son o gün gördüm ve eşimi de en son 11 Mart’ta, Ljubljana’ya dönmek için İstanbul’dan ayrılmadan önce gördüm. Tam bir hafta sonra 18 Mart’ta, ben Kongo, Brazzaville’e yaptığım son iş seyahatinden dönerken tüm uçuşlar dünya çapında durma noktasına geldi. Japonya’da çalışmalar yürüten oğlumuz, dünyanın öbür ucundan Ljubljana’ya geri dönebilmek için Viyana’ya uçtu ve 20 Mart’ta hayatlarımız, dünya genelinde bir paradigma değişimine yol açacak o karantina dönemine girdi.

Şimdi ailemi görmeyeli tam 100 gün oldu. Her ailenin hayatında farklı şekillerde yaşamış olan bu olaylar, her zaman dünyayı değiştiren 100 gün olarak hatırlanacak.

Gezegende her insanın tek bir etkinliğin parçası haline geldiği, tek bir şeye odaklandığı, ortak bir zaman biriminde yaşadığı, hafta içleri hafta sonlarına karışırken ‘normal’ zaman diye bir şeyin kalmadığı bir sıfırlanmanın tecrübe edildiği ve daha önce ancak hayalini kurabileceğimiz bir şekilde zamanı ‘ellerimizde bulduğumuz’ bir zaman dilimi daha olmamıştı.

Bu soruyu öncelikle profesyonel bir konumdan ama ayrıca kişisel deneyimler perspektifinden bakarak da cevaplamaya çalışırken, dünyanın dört bir yanından bakış açılarını bir araya getiren bir düşünceler derlemesi hazırlamamız ve bu belgeyi geleceğe, yeni hayatlarımıza açılan yolu görmek için yayınlamamız gerektiğine karar verdik.

Selçuk Avcı 17 Haziran 2020

Pandemiyi Anlamak

Paradigma Değişimi

Virüsün ne olduğu ve kendimizi virüsten ve diğer benzer hastalıklardan nasıl koruyabileceğimiz konusunda net açıklamalar yapmak için yeterince zaman geçti.

Avcı Architects’te birçok sektörle birlikte çalışıyoruz ve normalde bir yıl boyunca birçok yapı tipolojisi masalarımıza geliyor. Hayatımızın geçireceği değişim ve tasarım konusunda, bu yeni gerçeğe uyacak şekilde yapmamız gereken uyarlamalar, var olan bina türleri kadar farklı. Ancak, tüm bu sorunsallarda ortak olan şey, viral bir enfeksiyonun fiziksel mekanda ve insanlar aracılığıyla nasıl hareket ettiğidir.

Mekanlarımızda hareket etme biçimlerimizi ve mekanların hayatlarımızdaki bu yeni faktöre nasıl yanıt vereceğini kararlaştırmak konusunda biz mimarlar, tıp mesleğinde olanlar hariç herkesten daha çok sorumluluğa sahibiz ve mimarlar olarak bu durumu eksiksiz kavramalıyız ki insanlara gelecekte nasıl yol alacağımız konusunda hem yaratıcı hem de güvenli yollar gösterebilelim.

İnternet sayesinde çoğumuz bu pandeminin doğası ve sağlığımız ve refahımız üzerindeki etkileri konusunda kapsamlı bir eğitimden geçtik. Virüsün ne olduğu ve kendimizi virüsten ve diğer benzer hastalıklardan nasıl koruyabileceğimiz konusunda net açıklamalar yapmak için yeterince zaman geçti. Benzer diyorum çünkü evet, hepimizin etrafında birçok yönden daha az tehlikeli olmasına rağmen, yine de sağlık ve refaha dair düşünce biçimimizi etkileyen başka riskler de var. İşyerinde hijyen konusunda her zaman titiz bir yaklaşıma sahip oldum ve insanın hasta olduğunda bilerek ofise gelmesinin kabul edilebilir olduğunu asla düşünmedim. Ne yazık ki bundan önce birçok insan, nezle veya grip olmalarına rağmen ofise gelirdi, başkalarına bulaştırabileceklerinin farkındaydılar ancak bir şekilde ofiste olmaları gerektiğini hissediyorlardı. Zaman kaybı ve bazen de bunun neden olduğu ölümler, gerekli değişikliğin yapılmasına yol açacak kadar etkili değildi. Ancak C-19 bu değişikliği üç ay gibi kısa bir süre içinde gerçekleştirdi ve bir mimarlık ofisi olarak bunun kalıcı bir değişiklik olmasını umuyoruz.

Gerçek şu ki, bu tür bir virüsün, benzer tüm virüsler gibi, bir aşı virüsü kontrol altına alana kadar tamamen ‘ortadan kalkması’ pek olası değil. Bu son derece bilgilendirici TED-Ed  videosunun gösterdiği gibi, bir gün aşı bulunacak ama virüs yıllar içinde mutasyona uğrayacak ve ülkeler bir kedi ve fare oyunu oynayarak virüsü durduracak aşıları yeniden icat edecekler. Virüs bir süre daha bizimle kalacağı ve hayatımıza ve daha spesifik olarak daha yaşlı ve daha savunmasız olan sevdiklerimizin yaşamlarına yönelik risk oluşturacağı için, hayatımızda her zaman yeni önlemler almak zorunda kalacağız.

“Zekanın ölçüsü, değiştirme yeteneğidir.” 

Einstein
Yayılma seviyesi kontrol altına alındıktan sonra virüsle baş etmek daha kolay olacaktır: virüsün mutasyon ve hareketinde bir değişkenliğin süreceği en kötü senaryoda ise çevremizi yeni hayata uyacak şekilde değiştirmeliyiz.

Virüs bir süre daha burada olacağı için, virüsü elimizden geldiğince anlamamız gerekiyor. Virüsün nasıl davrandığı ve kendimizi korumak için ne yapmamız gerektiği konusunda çok sayıda araştırmaya dayalı makale yayınlandı: bence gereksiz önlemlerle değerli zamanımızı harcamamak ve gerekli olan şeylere odaklanmak için bu araştırmaları incelememiz önemli.

Pandemiyi Anlamak

Paradigma Değişimi

Virüsün yayılma biçimini anlamalıyız çünkü herkesin başvurabileceği çözümler ve yaklaşımlar sunabilmemizin yolu bunu anlamaktan geçiyor.

Küresel olarak karantinadan kurtulmaya çalışırken, hepimiz işyerlerimizde nasıl davranmamız gerektiğini anlamaya çalışıyoruz. İşyeri ile elbette her türlü işi kastediyoruz. Ofis bir işyeridir ama bir restoran, bir konser salonu veya konferans merkezi de iş yeridir. Ama nasıl davranacağımızı aynı yayılma özellikleri belirler: virüsün yayılma biçimini anlamalıyız çünkü herkesin başvurabileceği çözümler ve yaklaşımlar sunabilmemizin yolu bunu anlamaktan geçiyor.

Küresel olarak karantinadan kurtulmaya çalışırken, hepimiz işyerlerimizde nasıl davranmamız gerektiğini anlamaya çalışıyoruz. İşyeri ile elbette her türlü işi kastediyoruz. Ofis bir işyeridir ama bir restoran, bir konser salonu veya konferans merkezi de iş yeridir. Ama nasıl davranacağımızı aynı yayılma özellikleri belirler: virüsün yayılma biçimini anlamalıyız çünkü herkesin başvurabileceği çözümler ve yaklaşımlar sunabilmemizin yolu bunu anlamaktan geçiyor.


Mechanisms of spread, https://www.weforum.org

Dünya Ekonomik Forumu (WEF), yayılım mekanizmaları konusunda düzenli olarak raporlar hazırlıyor; bu raporlar belirli vaka çalışmalarını göstermektedir. Bu raporların sunduğu basit sonuç şu: iç mekandaki kamusal durumlarda asıl belirleyici olan mekandaki hava hareketidir.

Japonya’da bir bilim enstitüsü tarafından yapılan araştırma, bu mekanizmayı kontrollü koşullarda deneysel olarak göstermiştir. Bu araştırmanın bulgularında pek şaşırtıcı bir şey yok, ancak iç ortamlarda tasarım sistemleri kurarken neler olup bittiğini görsel olarak anlamak bize yardımcı olacaktır.


SARS-CoV-2 Coronavirus Micro-droplets – NHK World report, Japanese research

 

Belki de olması gerekenden daha fazla endişe ve karışıklığa neden olan şey, açık hava sporları aktivitelerine giderken bile birçok kişinin maske taktığı açık hava ortamlarında virüsün yayıldığı fikri. Buradaki kritik sorun, bir enfeksiyonun gerçekleşmesi için gereken bulaşıcı doz seviyesidir. Hapşırma esnasında çıkan damlacıklarının dış mekan ortamında 3-5 metre arasında seyahat edebileceği doğru ancak bunun enfeksiyona neden olmak için yeterli bulaşıcı bir doz sağlayıp sağlamadığı kesin değil. Gereken bulaşıcı doz seviyesinin 900 ila 1500 parçacık arasında olduğu tahmin edilmektedir ve bu tür bir seviyenin bir yakın hapşırmada ortaya çıkması mümkün olsa da, enfekte kişiden nispeten güvenli bir mesafedeyken durumun böyle olması muhtemel değildir.

“Gereken bulaşıcı doz seviyesinin 900 ila 1500 parçacık arasında olduğu tahmin edilmektedir”


Why you’re unlikely to get the coronavirus from runners or cyclists, www.vox.com

Açıkçası mesele, bireysel olarak yaşamaya hazır olduğumuz riskin derecesi ve türüdür. Maskelerle dair bu haber sadece maske konusunu açıklığa kavuşturmakla kalmıyor, aynı zamanda 5G’nin etkisi gibi mitlere de ışık tutuyor.

 


How coronavirus spreads outdoors vs. indoors, www.vox.com

Yapacağımız şeylerin çoğunu, söz konusu riskler ve bu riskler göz önüne alındığında nasıl davranacağımız yönlendirilecek ve bir ölçüde belirleyecektir. Bu da kültürden kültüre değişecektir. Bunu ailemin yaşadığı Slovenya’da virüsün kontrol altına alınmasına dair gözlemlerimden ve burada, İstanbul’da hafta sonu karantinalarından sonra rakamların tekrar ‘mini’ bir ikinci dalga yaratmasına dair deneyimlerinden biliyorum. Bunun mini bir dalga olup olmayacağı büyük ölçüde önümüzdeki günlerdeki davranışlarımıza bağlı olacak ve Akdeniz iklim ölçeğinin daha sıcak tarafında olduğumuz için, virüsü korkarım Slovenya’daki ya da bir polis devletine ait acımasız düzenlemeler ve GPS takip sisteminin kullanıldığı Çin’de olduğu kadar hızlı bir şekilde kontrol altına alamayacağız. Mevcut risklerin analizine ilişkin Vox raporu nasıl davranmayı seçebileceğimizi çok iyi açıklıyor ve tüm dünyadaki ülkeler için asıl zorluk, eğitim seviyelerinin değiştiği ve çoğunlukla düşük eğitim seviyesine sahip nüfuslarına riski açıklayabilmektir.

“Tüm dünyadaki ülkeler için asıl zorluk, eğitim seviyelerinin değiştiği ve çoğunlukla düşük eğitim seviyesine sahip nüfuslarına riski açıklayabilmektir.”


How we conquered the deadly smallpox virus – Simona Zompi, TED-ed

 

Ancak iyimser bir tonla bitirmek için şunu söylemek isterim: yakında bu ve benzeri virüsleri ortadan kaldıracağız. Birçok ülkede çalışan bilim insanları ve bu bilim insanları tarafından yönlendirilen milyarlarca gigabaytlık güçlü yapay zeka işlemcileri sayesinde bir çözüm ortaya çıkacak. Şunu hatırlamak bizi kendimize getirecektir: yüzyıllar boyunca milyarlarca can alan en büyük dünya pandemilerinden biri olan (sadece 20. yüzyılda 300-500 milyon kişinin hayatına mal olmuştu) çiçek hastalığı, 1840 yılında aşıyı keşfeden Edward Jenner tarafından kontrol altına alındı ve bu aşı 1979 yılında çiçek hastalığının tamamen ortadan kalkmasına yol açtı. O zamandan bu yana aşılama, Afrika ya da Uzak Doğu gibi bir risk bölgesine seyahat ettiğimizde hala damgalı pasaport taşımamızı gerektiren sarı humma gibi hastalıkların baskılanmasını sağlayan son derece sofistike bir bilime dönüştü. Bu virüsün de çaresine bakılacaktır ama virüsün tamamen ortadan kaldırılmasının yıllar sürebileceği ve daha iyi hazırlanmadığımız sürece bu virüs kadar hızlı yayılacak diğer virüslerin de ortaya çıkabileceği gerçeğini kabul etmeliyiz.

 

Gelecek tamamen kendimizi nasıl hazırladığımıza bağlı.

“İş yeri sahibi veya kiracı olarak bu konunun sizi nasıl etkileyeceği konusunda daha fazla bilgi ve yönlendirme için bizimle irtibata geçebilirsiniz. “

Hatırlanması gereken
kritik noktalar:

 

  • En yaygın bulaşma biçimi havadaki partiküller ve enfekte olmuş yüzeylerdir.
  • Havadaki parçacıklar 3 ila 5 metreye kadar seyahat edebilir
  • Lokalize tarama ve mesafelendirme hayati önemdedir
  • İç ortamlarda yukarı doğru güçlü hava çıkışı olmalı ve çapraz akış olmamalıdır
  • İç mekanlarda trafik yönlendirilmeli ve tek yönlü olmalıdır
  • Pandemi kontrol altına alınana kadar maskeler iç mekanlarda da takılmalıdır
  • Toplantılar için mümkün olduğunca açık hava ortamları kullanılmalıdır

Bir sonraki araştırma…

Örnek Çalışması 01:
İşe Geri Dönüş

Bir sonraki çalışmada, kuruluşların işyerlerine nasıl geri döndükleri ve ofislerin, özellikle işyerleri olarak gelecekte nasıl etkilenecekleri konusunda dünya çapında neler olduğunu inceleyeceğiz.

Recent Posts
Showing 3 comments
  • Burak Büyükkorkmaz
    Cevapla

    Merhabalar. Ben Burak Büyükkorkmaz. Sakarya Üniversitesinde mimarlık eğitimimin son senesindeyim. Aynı zamanda kurumsal bir firmada çalışmaktayım. Pandemi dolayısı ile home office çalışma şekline geçenlerdenim. Bu dönem projemiz için empatik tasarım konusu verildi ve konsept olarak serbest bırakıldık. Ben de konu olarak pandemi sürecinin etkilediği iş ortamları ve bu süreç bittikten sonra bile devam edecek olan izleri araştırıp geleceğe yönelik inovatif bir tasarım peşindeyim. Şirketimiz pandemide eleman almaya devam etti ve şuan karantina bitse biz çalışanlar şirkete sığamayacak kadar çok sayıdayız. Bu yüzden ilk etapta home office sistemi deva edecek. Fakat pandemiden önce yüzyüze yapmamız gereken bir çok şeyi dijital ortam ile uzaktan yapmak zorunda kalmamız yeni bir dönem açacağını düşünüyorum çalışma hayatında. Bunun için araştırmalarını yaparken yazınıza rastladım. Özellikle “HATILANMASI GEREKEN KRİTİK NOKTALAR” başlığı mekan tasarımı olarak bir çok referans tanımlamakta bunun için teşekkür ederim.
    ÖRNEK ÇALIŞMASI 01:
    İŞE GERİ DÖNÜŞ başlıklı yazınızın ne zaman geleceğini merak ettiğim için yazmaktayım sizlere ve eğer vaktiniz ve ilginiz olursa konu hakkında sizlerin fikri veya verilerinizden faydalanmak isterim. Bu proje aynı zamanda ülkemizde ilk defa açılan 13. “AYDA” mimari yarışmasına aday olarak katılacağım bir projedir. Yardımlarınız, ilginiz ve alakanız için şimdiden teşekkür ederim.
    Burak Büyükkorkmaz

  • Burak BÜYÜKKORKMAZ
    Cevapla

    Merhabalar. Ben Burak Büyükkorkmaz. Sakarya Üniversitesinde mimarlık eğitimimin son senesindeyim. Aynı zamanda kurumsal bir firmada çalışmaktayım. Pandemi dolayısı ile home office çalışma şekline geçenlerdenim. Bu dönem projemiz için empatik tasarım konusu verildi ve konsept olarak serbest bırakıldık. Ben de konu olarak pandemi sürecinin etkilediği iş ortamları ve bu süreç bittikten sonra bile devam edecek olan izleri araştırıp geleceğe yönelik inovatif bir tasarım peşindeyim. Şirketimiz pandemide eleman almaya devam etti ve şuan karantina bitse biz çalışanlar şirkete sığamayacak kadar çok sayıdayız. Bu yüzden ilk etapta home office sistemi deva edecek. Fakat pandemiden önce yüzyüze yapmamız gereken bir çok şeyi dijital ortam ile uzaktan yapmak zorunda kalmamız yeni bir dönem açacağını düşünüyorum çalışma hayatında. Bunun için araştırmalarını yaparken yazınıza rastladım. Özellikle “HATILANMASI GEREKEN KRİTİK NOKTALAR” başlığı mekan tasarımı olarak bir çok referans tanımlamakta bunun için teşekkür ederim.
    ÖRNEK ÇALIŞMASI 01:
    İŞE GERİ DÖNÜŞ başlıklı yazınızın ne zaman geleceğini merak ettiğim için yazmaktayım sizlere ve eğer vaktiniz ve ilginiz olursa konu hakkında sizlerin fikri veya verilerinizden faydalanmak isterim. Bu proje aynı zamanda ülkemizde ilk defa açılan 13. “AYDA” mimari yarışmasına aday olarak katılacağım bir projedir. Yardımlarınız, ilginiz ve alakanız için şimdiden teşekkür ederim.
    Burak Büyükkorkmaz
    İletişim için : brkbk.art32@gmail.com

Leave a Comment